Sigorta Davaları
İlgili Alan
İlgili Kişiler

Kerem Karabucak
Ortak Avukat
Paylaş
Kanun ve Uygulama
- Sigorta Uyuşmazlıklarnı Yöneten Kurallar
1.1 Yasal ve Prosedürel Rejim
Türkiye, kıta hukuku sistemini benimsemekte ve temel kanunlarının birçoğunu İsviçre hukuku üzerinden yasalaştırmaktadır. Bu nedenle, mevzuatın ana parçasını kodifiye edilmiş kanunlar oluşturmaktadır.
Türk sigorta sistemi esas olarak Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) düzenlenmiştir. Buna göre sigorta, TTK’nın 1401. maddesinde sigortacının, bir sigorta priminin ödenmesi karşılığında, sigortalının para ile ölçülebilir bir menfaatine zarar gelmesi hâlinde, bu zararı gidermeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Bir sözleşme olması nedeniyle, sigorta sözleşmeleri için TTK’daki özel sigorta maddelerinin yanı sıra Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) sözleşmeleri düzenleyen maddeleri ve varsa diğer mevzuat hükümleri de ana mevzuat kaynağı olarak uygulanmaktadır.
Ana Kanunlar uyarınca, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan ve “Sigorta Sözleşmesi Genel Şartları” olarak adlandırılan Tebliğler, TTK’yı tamamlamak üzere belirli sigorta türlerinde yer alması gereken zorunlu şartlardır. Bu Genel Şartlar sigorta ürününün türüne göre değişiklik gösterebilir. Tüm sigorta türleri için yayınlanmış Genel Şartlar bulunmadığını ve sigortanın sözleşmeye dayalı olması nedeniyle bulunmasının beklenemeyeceğini lütfen unutmayın. Yayınlanmış Genel Şartlar bulunmadığından, TTK ve TBK’da belirtilen kamu düzeni ve benzeri kısıtlamalar dışında, sigorta sözleşmeleri için sözleşme özgürlüğü ilkeleri geçerlidir.
Sigortacılar ve sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesine ek olarak, sigortacıların ve reasürörler, brokerler, acenteler ve hasar eksperleri gibi sigorta piyasası katılımcılarının düzenleyici çerçevesini yöneten bir Sigorta Kanunu bulunmaktadır.
Düzenleyici kurum olarak ise 2019 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre mevzuatı hazırlamak, uygulamak ve uygulanmasını izlemek ve yönlendirmek üzere Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) oluşturulmuştur.
1.2 Dava Süreci ve Zamanaşımına İlişkin Kurallar
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. Maddesine göre, Türkiye’de geleneksel uyuşmazlık çözüm mekanizması mahkeme yargısıdır ve bu yetki dışarıdan alınamaz / üçüncü taraflara devredilemez.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) davaları değer, uyuşmazlık konusu ve yargı yetkisine göre sınıflandırması ve TTK’nın sigorta uyuşmazlıklarını ticari uyuşmazlıklar arasında sayması nedeniyle, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi uyarınca bazı bireysel sigortaların tüketici mahkemelerinde görülebileceği istisna dışında, sigorta uyuşmazlıkları esas olarak asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Ticaret mahkemesi kurulmamış olan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri yetkilidir.
Ticari uyuşmazlıklar HMK tarafından belirlenen aşağıdaki dava aşamalarına tabidir:
- zorunlu arabulucuya başvurmak ve anlaşmaya varamamak;
- yazılı iddia, savunma ve delil beyanlarının sunulması;
- zamanaşımı süresi, dava koşulları, ilk itiraz, mahkemenin yetkisi, mahkemenin görevi, tahkim anlaşmalarının varlığına ilişkin itirazlar ve benzeri gibi belirli usuli konuların karara bağlanması gereken ön duruşma;
- Hakimin delilleri değerlendirmesi ve mahkeme tarafından atanan bilirkişiler gibi üçüncü kanallardan delil toplaması;
- ilk derece mahkemesi kararı;
- değeri belli bir miktarın üzerinde olan talepler için tarafların istinaf mahkemesine başvurma hakkı; ve
- Tarafların belli bir miktarın üzerinde olan talepleri için Yargıtay’a başvurma hakkı.
Dava dilekçesinin mahkemeye sunulması, talep edilen toplam değerin %6,831’inin ¼’ünün peşin ödenmesine tabidir. Kalan ¾’lük kısım ise temyiz aşamalarında ayrı ayrı veya dava temyiz edilmezse kesin kararla birlikte ödemeye tabidir. Buna ek olarak, HMK’ya göre, avukatlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayınlanan resmi tarife doğrultusunda davanın lehine sonuçlanmadığı tarafça karşılanır. Bilirkişi ücretleri, inceleme ücretleri ve posta ücretleri gibi dikkate alınması gereken diğer mahkeme masrafları da vardır. Bu yargılama giderlerinin tamamı geri alınabilir.
1.3 Alternatif Uyuşmazlık Çözümü
Sigorta Tahkim Komisyonu
Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesine göre sigorta tahkimi, sigortacılar ile sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan üçüncü kişiler arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için kanunla kurulmuş alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Bu amaçla, sigorta uyuşmazlıklarını çözmek üzere Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği bünyesinde Sigorta Tahkim Komisyonu kurulmuştur.
Sigortacılıkta tahkim, HMK’da düzenlenen tahkimden farklıdır. HMK’ya göre tarafların tahkime başvurabilmesi için tahkim sözleşmesi veya tahkim şartı bulunması ön şarttır. Bu düzenlemenin aksine, sigorta uyuşmazlıklarında taraflar tahkim sözleşmesi ve/veya şartı olmaksızın tahkim yoluna başvurabilmektedir.
Bu özel tahkim yöntemi, çoğunlukla gerçekleşmiş ancak bildirilmemiş hasarlar ile ilgili şikayetlerin ve büyük hacimli davaların uzun sürede sonuçlanması nedeniyle sigortacıların talebi sonucunda 2013 yılında yasalaşmıştır. Sigortacılar, motorlu üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası gibi zorunlu sigorta sözleşmeleri haricinde, bu alternatif yönteme gönüllü olarak katılma ve üçüncü şahıslar tarafından kendilerine itiraz edilmesini sağlama hakkına sahiptir.
Komisyon, sigorta uyuşmazlıklarında başvuru sahiplerinin mahkeme yoluyla elde edebileceklerinden daha hızlı sonuç almalarını sağlayan yeni ve pratik bir alternatif sunmaktadır. Bu çerçevede, komisyon nezdindeki uyuşmazlıklar bağımsız hakemler tarafından çözüme kavuşturulmaktadır. Komisyonun yapısı ve görevleri, katılım payı, uygulama esasları, usul ve esasları gibi hususlar Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik ile belirlenmiştir. Bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için geçen ortalama süre 2022 yılında 89 gün olmuştur.
Sigorta tahkim prosedürü, Sigortacılık Kanunu tarafından belirlenen aşağıdaki aşamalara tabidir:
- delillerle birlikte bir yazılı iddia beyanı ve bir cevap beyanının sunulması,
- Hakemin sunulan delilleri değerlendirmesi ve mahkeme tarafından atanan bilirkişiler gibi üçüncü kanallardan ek deliller toplanması;
- Tahkim Komisyonu’nun ilk kararı;
- Talebin değeri belli bir miktarın üzerindeyse Tahkim Komisyonu’na (İtiraz Hakem Heyeti) başvurulur; ve
- Talebin belli bir miktarın üzerinde bir değere sahip olması halinde, Yargıtay‘a temyiz başvurusunda bulunulabilir.
İlk derece, Madde 30/16 uyarınca dört ay içinde sonuçlandırılmalı ve Komisyona yapılan itirazlar, Sigortacılık Kanunu Madde 30/12 uyarınca iki ay içinde sonuçlandırılmalıdır. Bu süreler tarafların karşılıklı mutabakatı ile uzatılabilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu’na 2022 yılında 500.000’den fazla başvuru yapılmıştır.
Arabuluculuk (Gönüllü ve Zorunlu)
Arabulucu, 6325 sayılı Türk Arabuluculuk Kanunu’na (“Arabuluculuk Kanunu”) göre, amacı bir uyuşmazlığın taraflarını, aralarındaki iletişimi kolaylaştırmak ve bir çözüme ulaşmalarını sağlamak üzere bir araya getirmek olan, lisanslı, bağımsız ve tarafsız üçüncü kişi olarak tanımlanmıştır.
Arabulucu önündeki uzlaşma anlaşması bir mahkeme kararı hükmündedir ve uzlaşılan konular tekrar dava konusu yapılamaz.
Arabuluculuk Kanunu, 2018 yılından itibaren geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ticari uyuşmazlıklar için geçerli olacak şekilde genişletilen yeni bir ilke getirilmiştir: “Zorunlu Arabuluculuk”. İhtiyari ve zorunlu arabuluculuk arasındaki fark, arabulucuların atanma usulleriyle ilgilidir. Zorunlu arabulucu, taraflardan yalnızca biri tarafından atanması durumunda devlet (her adliyede bulunan Arabuluculuk Bürosu) tarafından atanmaktadır. Ancak, tarafların karşılıklı olarak belirli bir arabulucunun atanması konusunda anlaşmaları halinde, bu arabulucunun kanunda belirtildiği gibi zorunlu arabulucu olarak hareket etmesine kanunen izin verilmektedir.
Bununla birlikte, sigorta uyuşmazlıkları temel olarak (i) sigorta teminatının kapsamı, (ii) hasarla ilgili belgelerin varlığı veya (iii) sigorta tazminatının miktarı konusundaki anlaşmazlıklarla bağlantılıdır. Son ikisi genellikle zorunlu olarak bir hakimin müdahalesini gerektirmez ve bu nedenle eksik belge sunulduğunda ve/veya hesaplama ilkeleri üzerinde anlaşmaya varıldığında tarafların karşılıklı bir anlayışa varması daha olasıdır.
Arabuluculuk, tahkime kıyasla maliyet ve zaman açısından daha verimli bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olabilir. Bununla birlikte, uluslararası arabuluculuk yoluyla imzalanan uzlaşma tutanakları, New York Sözleşmesi kapsamında düzenlenmiş bir tenfiz uygulamasına tabi olan hakem kararları kadar kolay tenfiz edilememektedir. Bununla birlikte, 11 Nisan 2022 tarihinde Türkiye’de yürürlüğe giren ve uzlaşma tutanaklarının tenfizini kolaylaştıran uluslararası bir kurallar bütünü sağlayan Singapur Sözleşmesi’nin, arabuluculuğun sınır ötesi ticari uyuşmazlıklar için daha cazip hale gelmesinin önünü açması beklenmektedir.
Türkiye’deki uzun mahkeme süreci ve devalüasyon, döviz dalgalanması, sermaye ihtiyacı gibi ekonomik riskler göz önünde bulundurulduğunda, mahkeme dışı uzlaşmalar geçmişte oldukça popüler olmuştur. Arabuluculuk, 2018 yılında kanunla zorunlu hale getirilmesinin ardından ivme kazanmış ve sigorta sektöründe de varlığını sürdürmüştür.
- Yargı Yetkisi ve Hukuk Seçimi
2.1 Sigorta Uyuşmazlıklarını Düzenleyen Kurallar
Sigorta Poliçeleri
Sigortacılık Kanunu’nun 3. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde gerçek ve tüzel kişilerin ticari faaliyetlerine ilişkin prim ödemeleri karşılığında zarar görmeleri halinde bu zararın parayla ölçülebilmesini taahhüt eden sigorta işletmesi olarak tanımlanabilecek sigortacılık faaliyetinde bulunacak sigorta şirketleri ve/veya reasürörlerin anonim şirket veya kooperatif şeklinde yerel olarak kurulmuş olmaları gerekmektedir. Buna ek olarak, Sigortacılık Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, sigortacılar ve reasürörler Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta branşı için faaliyet ruhsatı almak zorundadırlar.
Sigortacılık Kanunu’nun 15. maddesine göre, Türkiye’de ikamet edenler, ülke sınırları içindeki risklere ilişkin sigortalarını Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinden yaptırmak zorundadır. Bu maddenin istisnaları aşağıdaki gibidir:
- ihracat ve ithalat malları için nakliye sigortası;
- uçak, gemi ve helikopterler için yaptırılacak tekne sigortaları, yurt dışından kredi ile satın alındıklarında münhasıran yurt dışından sağlanan kredi tutarı ile sınırlı olmak üzere ve yurt dışı borç geri ödeninceye kadar, yurt dışından finansal kiralama yoluyla getirildiklerinde ise finansal kiralama sözleşmesi süresi ile sınırlı olmak üzere yaptırılır;
- gemilerin işletilmesinden kaynaklanan sorumluluk sigortası;
- hayat sigortaları; ve
- Sadece Türkiye dışında bulunacakları süre için, bu süre ile sınırlı olmak üzere veya yurt dışında geçici olarak kaldıkları süre boyunca ferdi kaza, hastalık, sağlık ve motorlu taşıt sigortası.
Sonuç olarak, sigorta poliçeleri için genel kural, yukarıda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, Türkiye’de ikamet edenler için Türkiye sınırları içindeki bir riski kapsayan Türk hukukuna tabi olmalarıdır.
Reasürans Sözleşmeleri
TTK’nın 1403. maddesine göre sigortacılar, sigortalı rizikoyu diledikleri şartlarla reasüre edebilirler. Ayrıca reasürans, sigortacının sigorta ettirene karşı olan borç ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz ve sigorta ettirene reasüröre karşı dava açma ve talepte bulunma hakkı vermez.
Türkiye’deki reasürans sisteminde reasürans sözleşmeleri sadece sigortacı ve reasürör için bağlayıcıdır. Sigorta ettiren veya sigortalı bu reasürans sözleşmesinin tarafı değildir. Bu nedenle sigorta ettiren veya sigortalı reasüröre bir talep yöneltemez. Bu nedenle reasüranslı poliçelerde iki farklı sözleşme söz konusu olacaktır: (i) sigorta ettiren/sigortalı ile sigortacı arasındaki sigorta poliçesi ve (ii) sigortacı ile reasürör arasındaki reasürans sözleşmesi.
Reasürans sözleşmelerinin tabi olduğu hukuka göre, Milletlerarası Özel Hukuk ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (MÖHUK) 24. maddesi uyarınca, sözleşme tarafları, ancak sözleşmenin en az iki hukuk sistemi ile bağlantılı bir hukuki ilişkiyi nitelendiren unsur olarak tanımlanabilecek bir yabancılık unsuru içermesi halinde, sözleşmelerine uygulanacak yabancı hukuku seçme özgürlüğüne sahiptir.
Bu durumda reasürör ile sigortacı arasında Türk hukuku dışında başka bir hukukun seçilmesi mümkündür.
2.2 Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizi
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin şartlar MÖHUK’un 50 ila 59. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre, yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de tenfizi aşağıdaki şartlarla mümkündür:
- mütekabiliyet (ülkeler arasında ikili veya çoklu anlaşmalar dikkate alınmalıdır);
- Türk mahkemeleri, tanıma veya tenfize konu hukuki uyuşmazlık üzerinde münhasıran yetkili olmamalıdır;
- yabancı mahkemenin kararının yargı yetkisini aşmaması gerekir;
- yabancı kararın kamu düzenine veya Türk mevzuatına aykırı olmaması; ve
- yabancı kararda savunma hakkına saygı gösterilmelidir.
Ayrıca, yabancı kararın tanınması ve tenfizi için Türk mahkemelerinde yabancı kararın bu koşulları sağlayıp sağlamadığının tespiti için dava açılması gerekmektedir. Bu davada Türk hâkimi, ilgili yabancı kararın yukarıdaki şartları taşıyıp taşımadığını inceleyecektir.
Dolayısıyla, sigortacılar için yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, yabancı mahkeme kararının gerekli şartları taşıyıp taşımadığı ile aynı kapsamda değerlendirilecektir. Eğer yabancı mahkeme kararı gerekli şartları taşıyorsa Türkiye’de tenfiz edilecektir.
2.3 Dava Usulünün Benzersiz Özellikleri
Zorunlu Arabuluculuk
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme süreci Türkiye’de ortalama dört ila beş yıl sürmektedir. Bunun nedeni, yılda yaklaşık 200.000 ticari uyuşmazlığın mahkemelerde dava konusu olmasıdır. Mevzuat, tarafları alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini kullanmaya teşvik ederek bu sayıyı azaltmaya çalışmaktadır.
Türkiye’deki dava sürecinde “zorunlu arabuluculuk” olarak adlandırılan ve tarafların mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuğa başvurmaları gereken yeni ve benzersiz bir özellik bulunmaktadır. Bu, herhangi bir uyuşmazlığın hukuk mahkemelerine taşınması için bir ön koşuldur. Sigorta uyuşmazlıkları ve ticari uyuşmazlıklar 1 Ocak 2019’dan bu yana bu “zorunlu arabuluculuğa” tabidir. Ticari uyuşmazlıklara ilişkin zorunlu arabuluculuk usulüne 1 Ocak 2019 ile 4 Mayıs 2022 tarihleri arasında 483.702 başvuru yapılmış ve 227.196 (%52) uyuşmazlık arabuluculuk yoluyla çözülmüştür.
Bu nedenle, mahkeme dışı uzlaşmalar geçmişte oldukça popüler olmuştur. Hem zorunlu hem de ihtiyari Arabuluculuk, 2019 yılında kanunla zorunlu uygulamanın getirilmesinin ardından bir miktar ivme kazanmış ve bu tarihten itibaren sigorta sektöründe de varlığını sürdürmüştür.
Sigorta Tahkim Komisyonu
1.3 Alternatif Uyuşmazlık Çözümü bölümünde belirtildiği üzere, Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesine göre, sigorta tahkimi, sigorta ettirenler ile sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan üçüncü kişiler arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için kanunla düzenlenmiş bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Sigorta Tahkim Komisyonu aracılığıyla tahkim, Türkiye’de mahkeme davalarından çok daha yaygındır. 2022 yılında sigorta uyuşmazlıklarının %72’si Sigorta Tahkim Komisyonu veya arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemleriyle çözülmüştür.
Tazminat İşlemleri için Önemli Notlar
Taleplere ilişkin bildirim
TTK’nın 1446. maddesine göre, sigorta ettiren bir tazminat talebini öğrenir öğrenmez bunu bildirmekle yükümlüdür. Tazminat yükümlülüğü, sigortacının hasar incelemesi sonuçlandığında, ancak her halükarda 45 gün içinde (hayat sigortası hasarları için 15 gün) muaccel olur.
45 veya 15 günlük (sigorta ürününe bağlı olarak) süre aşıldığında ve bir talep incelemesi sonuçlandırılmadığında, esas olarak sigortacı temerrüde düşer.
Zamanaşımı süresi
TTK’nın 1420. maddesine göre, sigorta sözleşmelerinden doğan talepler ile gereksiz yere ödenen primlerin veya sigorta bedellerinin iadesine ilişkin talepler, tazminatın muaccel olmasından itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Sigortacıya yöneltilen tüm üçüncü taraf sorumluluk talepleri, tazminatın muaccel hale gelmesinden itibaren on yıl içinde zaman aşımına uğrayacaktır.
Sigorta tazminatının dayanağının yine suç sayılan haksız fiil olması halinde zamanaşımı süresi TCK’da belirtilen ceza hükmüne göre uzar.
Bu bağlamda, belirli talepler için zamanaşımı süresi, taleplerin niteliğine ve unsurlarına göre hesaplanmalıdır. Tek tip bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir ve tazminatın esasına bağlı olarak değişebilir.
- Tahkim ve Sigorta Anlaşmazlıkları
3.1 Ticari Sözleşmelerdeki Tahkim Hükümlerinin Uygulanması
Türkiye’de mevzuat ve uygulamada çeşitli tahkim hükümleri bulunmaktadır. En temel kurallar, milli tahkim sistemini oluşturan HMK’nın 407. ve 444. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre tahkim anlaşması, tarafların bir sözleşmeden veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının hakem veya hakem kurulunda çözümlenmesini kararlaştırmalarıdır. Aynı kanuna göre, hakem kararları mahkeme kararları hükmündedir ve sadece belirli nedenlerle iptal edilebilir.
Ayrıca, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için Türkiye’de bir Milletlerarası Tahkim Kanunu bulunmaktadır. Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklara veya taraflarca bu Kanun hükümlerinin seçildiği ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklara uygulanır.
Türkiye aynı zamanda yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin New York Sözleşmesi’ne de taraftır ve yabancı hakem kararlarının tanınması MÖHUK’un 60. ve 63. maddelerinde yer almaktadır.
İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), hem uluslararası hem de yerel taraflar için uyuşmazlık çözümü hizmetleri sunan bir kurumdur. ISTAC’ın uyuşmazlık çözüm hizmetleri, sigorta veya reasürans şirketleri de dahil olmak üzere tüm sözleşme taraflarına açıktır.
Basit ve karmaşık olmayan sigorta poliçelerinde tahkim klozları çok yaygın olmamakla birlikte, karmaşık sigorta veya reasürans sözleşmelerinde, örneğin Türkiye’de son zamanlarda kamu tarafından finanse edilen büyük projelerle ilgili olarak bu klozlar yer almaktadır.
3.2 New York Sözleşmesi
Türkiye, 1991 yılından bu yana New York Sözleşmesi’nin bir üyesidir. Ancak Türkiye, çok uluslu anlaşmaları, Sözleşme’nin sadece ticari nitelikteki uyuşmazlıklara uygulanacağı çekincesi ile imzalamıştır.
Yabancı hakem kararlarının tenfizi New York Sözleşmesi’nin yanı sıra MÖHUK’un 60 ve 63. maddeleri arasında da düzenlenmiştir.
MÖHUK’a göre, yabancı hakem kararlarının tenfizi için Türk Mahkemelerinde dava açılarak yabancı hakem kararının MÖHUK m. 62’deki şartları taşıyıp taşımadığının, örneğin taraflar arasında bir tahkim anlaşması bulunup bulunmadığının veya hakem kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının vb. tespit edilmesi gerekmektedir.
3.3 Sigorta Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkimin Kullanımı
Türkiye’de sigorta hukukunda iki tür tahkim uygulaması vardır: (i) Sigorta Tahkim Komisyonu aracılığıyla ve (ii) alternatif tahkim merkezleri veya klozları aracılığıyla.
Sigorta Tahkim Komisyonu
Daha önce de belirtildiği üzere, dava usulleri Türkiye’de herhangi bir uyuşmazlığa çok yavaş bir çözüm getirmekte olup, alternatif olarak alternatif uyuşmazlık çözümleri öngörülmüştür. Daha fazla tartışma için bkz. 1.3 Alternatif Uyuşmazlık Çözümü.
2020’de verilen kararlara karşı yapılan itiraz başvurularının branşlara göre oransal dağılımı incelendiğinde, en fazla itiraz başvurusunun %89 ile kasko sigortasına ilişkin kararlara karşı yapıldığı görülmektedir.
Türkiye’deki dava süreci göz önüne alındığında Sigorta Tahkim Mahkemesi’nin kullanımı çok daha yaygındır. Uzun bir süreç olmasının yanı sıra, Türkiye’de devam eden yüksek enflasyon nedeniyle devalüasyon riski de bulunmaktadır ve bu durum sigorta şirketlerini forex dalgalanması ve sermaye rezervleri açısından doğrudan etkilemektedir.
2023 yılında sigorta uyuşmazlıklarının %72’si Sigorta Tahkim Komisyonu veya arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözülmüştür. Sigortacılar ilkini çok desteklemiştir.
Türkiye’de Sigorta Uyuşmazlıkları için Alternatif Tahkim Merkezleri
Basit ve karmaşık olmayan sigorta poliçelerinde alternatif tahkim uygulaması Türk sigortacılık uygulamasında çok yaygın değildir. Ancak karmaşık sigorta veya reasürans sözleşmelerinde sıklıkla seçilmiş tahkim klozları bulunmaktadır.
Özellikle son dönemde Türkiye’de kamu tarafından finanse edilen çok sayıda büyük proje bulunmaktadır. Bu projelerin sigorta ve reasürans sözleşmeleri oldukça büyük ve karmaşık olduğundan, çoğunlukla tahkim klozları içermektedir. Diğer tüm konularda, özellikle de daha düşük değerli sigorta uyuşmazlıklarında, Türk tarafları Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma eğilimindedir.
Bu tahkim uygulamasında, uluslararası ve yerel tahkimler farklı Kanunlara tabidir. Milletlerarası Tahkim Kanunu, Türkiye’de görülen veya uygulanması taraflar ya da hakemler tarafından kararlaştırılan milletlerarası nitelikteki tahkimlere uygulanır. Yerli tahkim ise sadece Türkiye’de görülen ve yabancılık unsuru taşımayan tahkimler için geçerli olan HMK’ya tabidir. Her iki kanun da temel olarak UNCITRAL Model Kanunu’na dayanmaktadır.
Türkiye’de bulunan başlıca tahkim kurumları şunlardır
- İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC);
- İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (İTOTAM);
- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tahkim Divanı; ve
- İstanbul Ticaret Odası Tahkim Kurumu.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi, özellikle sınır ötesi sigorta/reasürans poliçeleri için sıklıkla tercih edilmektedir. Türkiye’deki tahkim kurumları arasında Sigorta Tahkim Komisyonu’nun yanı sıra ISTAC da taraflarca sıklıkla tercih edilmektedir.
Hakem sayısı taraflarca kararlaştırılmamışsa, hakem sayısı üç olmalıdır. Taraflardan her biri bir hakem atar ve ardından iki hakem, başkan olarak görev yapacak üçüncü hakemi belirler. Eğer taraflardan biri tebligatın alınmasından itibaren 30 gün (Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre bir ay) içinde hakemi atamazsa veya atanan iki hakem üçüncü hakemi atamazsa, asliye hukuk mahkemesi taraflardan birinin talebi üzerine üçüncü hakemi atar.
Taraflar üçten fazla hakem olması konusunda anlaşmışlarsa, son hakemi atayacak hakemler yukarıdaki paragrafa göre belirlenir.
Tarafların tek hakem üzerinde anlaştıkları ancak hakemi tayin edemedikleri durumlarda, taraflardan birinin talebi üzerine asliye hukuk mahkemesi hakemi tayin eder.
Hakem kararları temyiz edilemez, ancak bir kararın iptali mümkündür. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 439. maddesine göre, tahkim kararının iptali için çok sayıda gerekçe bulunmaktadır:
- bir tarafın yasal statüsünün bulunmaması;
- tahkim şartının geçersizliği;
- hakemlerin atanmasındaki usul hataları;
- hakem kararının yasal süre içinde verilmemesi;
- hakemin veya hakem kurulunun yetersizliği veya hukuka aykırı bir karar vermesi;
- talebin bir kısmı veya tamamı için hakem kararının verilmemesi;
- tahkim yargılamasının yürütülmesinde usule ilişkin hatalar;
- taraflara adil olmayan muamele;
- uyuşmazlık konusunun Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması; ve
- kararın kamu düzenine aykırı olması.
Sonuç olarak, basit ve karmaşık olmayan sigorta poliçelerinde alternatif tahkim uygulaması Türk sigortacılık uygulamasında çok yaygın değildir, ancak karmaşık sigorta veya reasürans sözleşmeleri sıklıkla bu alternatif tahkim şartını seçmiştir.
- Teminat Anlaşmazlıkları
4.1 Zımni Şartlar
Türk mahkemeleri kamu düzenine özel önem vermektedir. “Kamu düzeni” terimi Türk mevzuatında açıkça tanımlanmamıştır. Ancak, kamu düzeni kavramı Yargıtay kararlarında dar yorumlanmaktadır. Vazgeçilmez ve temel Türk hukuk ilkelerine aykırı olan sigorta sözleşmelerinin kamu düzenini ihlal ettiği kabul edilmektedir.
Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu madde, Türk mevzuatının “iyi niyet” ile ilgili temel kavramını tanımlamaktadır.
Bunların yanı sıra TTK, bir sigorta poliçesinin genel kurallarını belirler ve bir sigorta sözleşmesinin taraflarının haklarını düzenler. Tarafların aksini kararlaştıramayacakları bazı zımni şartlar vardır. Örneğin, TTK’nın 1404. maddesine göre, sigorta poliçesi kanunun emredici hükümlerine uygun olmalı, genel ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına uygun olmalıdır. Bir başka örnek olarak, sigortacının hukuki menfaat sorumluluğunu sınırlayan bir kloz geçersizdir.
4.2 Sigortacıların Hakları
TTK’nın 1435 ila 1445. maddelerine göre sigorta ettiren, sözleşmenin kurulmasından önce bildiği veya bilmesi gereken bütün önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirimde bulunulmaması veya sigorta poliçesinin konusu hakkında eksik ya da yanlış bilgi verilmesi hâlinde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. TTK’nın 1440. maddesine göre cayma 15 gün içinde sigorta ettirene bildirilir. Bu süre, sigortacının borcun ihlal edildiğini öğrenmesi ile başlar. Sigortacı, sigortalıdan prim farkı talep ederse, talep edilen prim farkı 10 gün içinde kabul edilmezse sözleşme cayılmış sayılır.
Ayrıca, riziko gerçekleştikten sonra sigortacının ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edilmişse, bu ihlal rizikonun tazminat veya prim miktarını etkileyecek nitelikte ise, tazminattan kusurun derecesine göre indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kasıt derecesinde ise ve riziko ile kasıt arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü sona erer.
Diğer taraftan, sigortalının beyanda bulunmamasındaki kusuru ile rizikonun gerçekleşmesi arasında bir bağlantı yoksa, sigortacı sigorta tazminatını veya bedelini ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak öder.
4.3 Poliçe Teminat Uyuşmazlıklarındaki Önemli Eğilimler
“Kahramanmaraş Depremi” ve Poliçe Teminat Uyuşmazlıklarına Etkileri
Türkiye, aktif olarak dinamik olan ve ülke genelinde aktif fay hatları oluşturan Afrika, Arap, Avrasya ve Anadolu tektonik plakaları arasında yer almaktadır. Jeolojik yapısı nedeniyle Türkiye’nin tarihinde deprem riski sürekli olarak çok yüksek olmuştur.
Türkiye, farklı bölgelerinde yaklaşık her 20 yılda bir 7.0’dan büyük bir deprem yaşamaktadır. Bu nedenle, sigorta söz konusu olduğunda, deprem riski aslında beklenen, ancak iyi hazırlanılmamış bir risktir. Deprem riski çoğunlukla, bireylerin yerel sigorta şirketlerine ek teminat vererek tamamlayabilecekleri zorunlu bir teminat oluşturan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından yönetilmektedir. Bu zorunlu deprem teminatı bina hasarları ile sınırlıdır, iş kesintisi veya kar kaybı hasarları vb. ile sınırlı değildir.
Ancak Türkiye’de iki yıldır yaşanan yüksek enflasyon oranı ve bina inşaat maliyetlerinin neredeyse her ay artıyor olması, zorunlu deprem teminatının yeterliliğini tartışmalı hale getirmiştir.
Zorunlu deprem teminatının yanı sıra, Türkiye son 20 yılda Avrupa’nın en büyük üreticilerinden biri haline gelmiştir. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen “Kahramanmaraş depremi”, büyük üretim tesislerinin bulunduğu on farklı şehri etkilemiştir. Depremden bu yana, sigortacılar ve poliçe sahipleri arasında depreme bağlı kâr kaybı veya iş kesintisi sigortasının tazminatı ve kapsamı hakkında pek çok tartışma yaşanmıştır.
Depremlerin varlığı Türkiye’nin acı bir gerçeği olduğundan, zorunlu deprem sigortasının veya depremle ilgili diğer sigortaların kapsamının ve kapsamının genişletilmesinin yakın gelecekte tartışılmaya devam etmesi muhtemeldir.
Siber Sigorta
Türkiye Bilgi Güvenliği Derneği (BGD) başkanına göre, Türkiye’de siber saldırılar %300 arttı ve siber suçlular her 20 saniyede bir saldırı gerçekleştiriyor. Ülke, dünya genelinde siber saldırılara en çok maruz kalan ülkeler arasında altıncı sırada yer aldı.
Siber saldırıların yöntemleri de son yıllarda önemli ölçüde çeşitlenmiştir. BGD’ye göre en yaygın siber saldırı yöntemleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:
- kötü amaçlı yazılım (malware);
- DDoS ve DoS (dağıtılmış hizmet reddi ve hizmet reddi);
- Kimlik avı;
- SQL enjeksiyonu;
- Ortadaki adam;
- cryptojacking;
- sıfır-gün zayıflığı;
- Şifre saldırısı;
- telekulak/dinleme saldırısı; ve
- tedarik zinciri saldırısı.
Görüldüğü üzere, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de siber saldırılar ortaya çıkmakta ve siber sigortaya duyulan ihtiyaç çok daha belirgin hale gelmektedir.
Yakın tarihli ve kayda değer siber saldırılar arasında aşağıdakiler yer almaktadır.
- Yemeksepeti’ne siber saldırı 2022 – Yemeksepeti, DeliveryHero’nun 20 milyondan fazla kullanıcısı olan Türkiye’deki yemek dağıtım iştirakidir. Yemeksepeti’nden milyonlarca kullanıcının bilgilerini ele geçirdiğini iddia eden bir siber saldırgan, 20.000 kullanıcının tüm verilerini paylaşmıştır.
- Penti saldırısı – Türkiye’nin iç çamaşırı üretim devi Penti bir siber saldırı sonucu felç olmuştur. Şirket saldırının hemen ardından bir basın açıklaması yayınladı ve düzenleyici kurumu bilgilendirdi, ancak kaybın boyutu bilinmiyor.
- E-bebek saldırısı – Türkiye’nin en büyük doğum ürünleri platformlarından biri olan E-bebek, kamuoyuna yapılan açıklamalara göre 5 Temmuz 2020 tarihinde bir siber saldırı ile felç oldu. Web sitelerine ve ağ sistemlerine erişim dokuz gün boyunca engellendi. Hizmet reddi, saldırı sırasında fiziksel mağazalarda da ağ kesintisine neden olmuştur.
- Kariyer.net saldırısı – Türkiye’nin en büyük iş arama platformlarından biri olan kariyer.net de bir siber saldırıya maruz kaldı. Şirket, 50.000 kişinin kişisel verilerinin çalındığını açıkladı. Olayın hemen ardından düzenleyici kurum bir kamuoyu duyurusu yayınladı ve resmi bir karar bekleniyor.
Siber saldırılar artıyor ve siber sigortaya duyulan ihtiyaç artıyor olsa da, siber sigortanın kapsamı hala net bir şekilde tanımlanmamıştır ve bu durum sigortacılar ile poliçe sahipleri arasında tartışmalara neden olmaktadır.
4.4 Sigorta Kapsamı Uyuşmazlıklarının Çözümü
Sigorta poliçesi, sigortacının bir prim karşılığında bir riski üstlendiği kendine özgü bir sözleşmedir. Çoğunlukla, sigorta sözleşmeleri çok ayrıntılıdır ve teknik hükümler içerir ve sigortacı sözleşmedeki konumu nedeniyle sözleşmenin ayrıntılarını en iyi bilen konumdadır. Sigortacının sözleşmenin hazırlanmasındaki hakimiyeti ve sözleşmenin teknik yönlerine ve detaylarına vakıf olması nedeniyle sigorta ettiren (sigortalı) korunması gereken tarafta yer almaktadır. Bu bağlamda, TTK’nın 1423. maddesi uyarınca sigortacıların aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu aydınlatma yükümlülüğü, sigortacının sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, sigorta poliçesinin klozları ve bunların ne anlama geldiği hakkında sigortalıyı bilgilendirmesini gerektirir. Sigortacı ve acentesi, kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını ve sigortalının özellikle dikkat etmesi gereken hükümleri sigorta ettirene yazılı olarak bildirir.
Bu açıklamanın yapılmaması halinde, sigortalı 14 gün içinde sözleşmenin yapılmasına itiraz etmezse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılır. Aydınlatma beyanının verildiğini ispat yükü sigortacıya aittir.
Sigortacının aydınlatma yükümlülüğü sadece TTK’nın 1423. maddesinde değil, aynı zamanda sigorta sözleşmelerinde sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü düzenlemek amacıyla çıkarılan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik’te de düzenlenmiştir.
Günümüzde çoğu sigorta poliçesi elektronik ortamda üretildiği ve sigortalandığı için, müşterilerin açıkça bilgilendirilmesi ve yeterince bilgilendirildiklerinin kanıtlanması sigortacılar için çok zordur. TTK’da yer alan, sigortacı tarafından bilgilendirme yapılmaması ve sigortalının 14 gün içinde sözleşmenin kurulmasına itiraz etmemesi halinde sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla kurulacağına ilişkin maddenin temel nedeni de budur.
Türkiye’de sigortacı ile sigortalı arasındaki sigorta teminatına ilişkin anlaşmazlıklar çoğunlukla riziko gerçekleştikten sonra ortaya çıkmaktadır. Sigortalama aşamasında çoğunlukla brokerler veya acenteler sigortalı veya reasürör tarafları yönlendirmektedir.
4.5 Sigortalı Tarafın Tüketici Olarak Görülmesi Halinde Durum
Sigortalı, Türk hukukuna göre tüketici olarak kabul edilir ve sigorta poliçesinin teknik detaylarından korunması gerekir. Ancak sigorta poliçesi bir broker aracılığıyla yapılmışsa, sigortalının tüketici olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. Bu durumda sigortalı kanundan doğan haklarını ileri süremeyebilir.
4.6 Sigorta Sözleşmelerinin Üçüncü Taraflarca Uygulanması
Temel ilke olarak sigorta poliçesinin tarafları sigortalı ve sigortacıdır. Ancak bunun yanı sıra TTK’nın 1454. maddesi uyarınca üçüncü bir kişi lehine de sigorta poliçesi yapılması mümkündür. Bu durumda sigortacı, sigorta poliçesinde ismini belirtmek suretiyle üçüncü bir kişinin menfaatini sigorta ettirebilir. Bu durumda sigortalı üçüncü kişi, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan talep edebilir ve dava açabilir.
Bunun yanında, sigortalı mal üzerinde ipotek veya rehin gibi mülkiyet hakkını kısıtlayan bir durum varsa, ipotek veya rehin hakkı sahibi de sigortacıdan sigorta tazminatını talep edebilir. Ayrıca bu durumda sigortacı, ipotek veya rehin alacaklısının yazılı muvafakatini almadan sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez.
Ayrıca üçüncü kişinin uğradığı zarar sorumluluk poliçelerinde teminat altına alındığı için TTK’nın 1478. maddesi uyarınca üçüncü kişinin sorumluluk poliçelerinden doğrudan talepte bulunma hakkı vardır.
Ancak bu haller dışında üçüncü kişilerin hak sahibi olmadıkları poliçeden yararlanmaları ve sigortacıdan talepte bulunmaları mümkün değildir.
4.7 Kötü Niyet Kavramı
Türk mevzuatında “kötü niyet “e ilişkin doğrudan bir yasal düzenleme bulunmamakta, bunun yerine TTK’nın 2. maddesine göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlü olup, kanun hakların kötüye kullanılmasını korumamaktadır.
Sigortacıların teminat altına alınmış bir borcu ödememesinin bir sonucu yasal faiz ve olası davalar olacaktır. Ayrıca, Türk sigorta piyasası yüksek düzeyde düzenlenmiş ve denetlenmiş olduğundan, sigortalılar ve tüketiciler, kötü niyetli davranan sigortacılar için doğrudan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na sigorta şirketi aleyhine şikayette bulunabilirler ve sigorta şirketi idari para cezalarıyla karşılaşabilir.
4.8 Tazminatların Geç Ödenmesine İlişkin Cezalar
TTK’nın 1427. maddesi uyarınca sigorta tazminatı, rizikoya ilişkin belgelerin sigortacıya ibrazından itibaren 45 gün sonra muaccel olur. Bu 45 günlük süre geçtikten sonra sigortacı temerrüde düşer ve yasal faiz ödemekle yükümlü olur. Sigortacıların yasal faiz ödemesini sınırlayan klozlar geçersizdir.
Bu nedenle, sigortacılar için hasarların geç ödenmesinin sonuçları, yasal faiz ve olası dava masraflarıyla karşı karşıya kalmaktır.
Bunun yanı sıra, sigorta şirketleri, sigortacının herhangi bir kötü niyetini önlemek amacıyla, Sigorta ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na düzenli olarak tazminat taleplerinin sonuçlandırılması için geçen süreyi bildirmektedir.
4.9 Brokerler Tarafından Yapılan Temsiller
Sigortacılık Kanunu’nda broker, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce sigortalıların menfaatleri ile sigorta sözleşmesinin hazırlık aşamasında sigorta ettirenleri temsil eden kişi olarak tanımlanmaktadır.
Brokerler, sigortalıları sigortacılar nezdinde temsil etmek için sigortalılardan yetki almakla yükümlüdür. Ancak, brokerler sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Bir sigorta poliçesi yalnızca sigortacı ile sigortalı arasında düzenlenir. Brokerler, kendi sözleşmelerini imzalayan ve onaylayan sigortalıların onayı olmadan bir sigorta poliçesi imzalama yetkisine sahip değildir.
Bu nedenle, broker sigortalının izni olmadan hareket ederse, poliçe sigortalı tarafından onaylanmadığı veya imzalanmadığı için oluşturulmayacaktır. Ancak, poliçe sigortalı tarafından onaylanmış veya imzalanmışsa, bağlayıcı olur ve sigortalı mesleki sorumluluğu nedeniyle brokere karşı rücu edebilir.
TTK’nın 1406. maddesine göre, bir kimse başkası hesabına sigorta sözleşmesi yaparsa ve temsilci yetkisiz ise, ilk sigorta dönemine ait primlerden sorumlu olur.
Yetkisiz temsilin yanı sıra, brokerlerin sigortacılardan prim tahsil etmesine ilişkin olarak Türkiye’de 2015 yılından bu yana yürürlükte olan nispeten yeni bir düzenleme bulunmaktadır. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği’nin 16. Maddesine göre, sigortacılar brokerlere sigortalılardan prim tahsil etme yetkisi verebilirler. Bu durumda, sigortalıyı korumak amacıyla, sigorta şirketi primleri almamış olsa bile, yetkili broker primleri almış olsa bile poliçe oluşturulmuş sayılacaktır. Bu çok istisnai bir durumdur ve diğer mevzuat kapsamında değildir.
4.10 Delege Edilmiş Sigortalama veya Hasar Yönetim Yetkisi Düzenlemeleri
Türkiye’de delege edilmiş yüklenim konusunda herhangi bir uygulama bulunmamaktadır.
- Sigortalılara Karşı Talepler
5.1 Sigortacıların Sigortalıların Savunmasını Finanse Ettiği Tazminat Taleplerinin Başlıca Alanları
Sigortacıların sigortalıların savunmasını finanse ettiği durumlar poliçedeki hasar kontrol klozuna bağlıdır. Eğer sigortacı bir hasar kontrol klozu hakkına sahipse, sigortacıya karşı olan uyuşmazlıkları yönetir ve bu da riski etkiler. Poliçede herhangi bir hasar kontrol klozu yoksa, sigortalı kendi avukatını atayabilir ve dava masraflarını üstlenir. Bunun yanı sıra, sigortalılar sigorta masraflarına karşı koruma satın alabilirler.
Örneğin, hemen hemen her sorumluluk poliçesinde, sigortalı aleyhine bir dava açılması halinde, o davanın kontrolü, avukat tayini, sulh vs. kararı sigortacıya aittir. Sigortacı hasar kontrol klozuna sahiptir. Hasar kontrolü sigortacıya ait olduğu için yasal faiz, avukatlık ücreti ve masrafları gibi masraflar da sigortacıya aittir. Ancak sigortalı kendi avukatını atarsa, sigortacı sigortalının avukatlık ücretini üstlenmez.
5.2 Gelecekte Olası Değişiklikler
Bu durumun gelecekte de değişmesi pek olası değildir. Sigorta şirketleri, sigortalılara yönelik talepleri/davaları kontrol etmek ve aynı zamanda riski azaltmak istemektedir.
5.3 Dava Maliyeti veya Karmaşıklığındaki Eğilimler
1.3 Alternatif Uyuşmazlık Çözümü bölümünde belirtildiği üzere, Türkiye’deki uzun dava süreci nedeniyle arabuluculuğun önemi ve maliyeti artacaktır.
Ancak, Türk sigorta davalarındaki en büyük karmaşa, Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve bunun dava sistemi üzerindeki ağır yüküdür. Her yıl 500.000’den fazla motorlu sorumluluk talebi sigorta davaları yoluyla takip edilmektedir. Alternatif uyuşmazlık çözümü bu sorunun çözümünde çok önemli bir role sahiptir.
5.4 Maliyet Risklerine Karşı Koruma
Sigortacının risk veya dava masrafları üzerinde bir hasar kontrol klozu yoksa, bu poliçe metninde bir istisna olacaktır ve sigortalı, avukat ücretleri ve yasal masraflar gibi üçüncü taraflarla ilgili dava masraflarını karşılayacak olan dava masrafları teminatını satın alabilir.
- Sigortacıların Rücu Hakları
6.1 Üçüncü Taraflardan Meblağların Tahsili İçin Dava Hakkı
Sigortacının halefiyeti successio singularis olup, üçüncü kişilerin hukuka aykırı müdahalesi nedeniyle tazminat ödenmesi halinde sigortacı rücu hakkına sahiptir.
Sigortacıya bu hakkın tanınmasının altında yatan neden, kaza sigortalarında zenginleşme yasağıdır. Sigorta ettirenin sigorta ile teminat altına aldığı rizikonun gerçekleşmesi halinde, meydana gelen zararlar sigorta sözleşmesi hükümleri çerçevesinde sigortacı tarafından tazmin edilecektir.
Halefiyet ilkesi için gerekli koşullar (i) geçerli bir sigorta sözleşmesi, (ii) sigortalanan riziko kapsamında bir zararın meydana gelmesi, (iii) sigortalının üçüncü kişilere karşı tazminat talep etme hakkının bulunması, (iv) sigortacı tarafından sigortalıya sigorta tazminatının ödenmesidir.
Sigortalının tehlikeden sorumlu üçüncü şahıslara karşı dava açma ve talepte bulunma hakları sigortacı tarafından halef olarak kullanılabilir. Üçüncü bir kişi zarara neden olursa, sigortacı tazminat miktarına kadar tazminat talep edebilir. Sigortalının taraf olduğu bir dava söz konusu olduğunda, sigortacı davaya devam edebilir.
6.2 Sigortacıların Üçüncü Tarafları Takip Etme Haklarını Belirleyen Yasal Hükümler
6.1 Üçüncü Kişilerden Alacak Davası Hakkı bölümünde belirtildiği üzere, TTK’nın 1472. maddesi sigortacılara halefiyet hakkı tanımaktadır.
- Makroekonomik Faktörlerin Etkisi
7.1 Dava Türü ve Miktarı
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem, 59.000 kişinin hayatını kaybetmesi, depremin hemen ardından tahminen 35.000 binanın tamamen yıkılması ve 150.000’den fazla binanın ağır hasarlı olarak tespit edilmesi nedeniyle sigorta davalarını büyük ölçüde etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Ayrıca binlerce üretim tesisi ve üretim hattının faaliyetleri kesintiye uğramıştır. Sigorta poliçeleriyle ilgili olarak bir milyondan fazla tazminat talebi beklenmektedir.
Ayrıca, deprem nedeniyle ülke genelinde yas ilan edilmiş ve 6 Şubat 2023 ile 15 Haziran 2023 tarihleri arasında tüm davalara ara verilmiştir. Depremden etkilenen şehirlerin birçoğunda olağanüstü hal devam etmektedir.
Kahramanmaraş depremi her yönüyle Türk sigorta sektörünü ve davalarını derinden etkilemiştir.
7.2 Önümüzdeki 12 Ay İçin Tahminler
Kahramanmaraş depreminin sigorta davaları üzerindeki etkileri, sigortacılar tarafından yapılan tazminat ödemeleriyle birlikte zamanla azalacaktır.
7.3 Kapsam Sorunları ve Örnek Davalar
İş kesintisi teminatı, iş kesintisinin süresi ve sigortalı şirketlerin faaliyetlerine ne zaman devam edebileceğinin belirsiz olması nedeniyle çok tartışmalı hale gelmektedir. Buna ek olarak, iş kesintisi tazminatının hesaplanması için yeterli sayıda örnek vaka bulunmadığından, talepler yoruma açık hale gelmekte ve bu da sigortalılar ile sigortacılar arasında anlaşmazlıklara neden olmaktadır.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremin hemen ardından yaklaşık 35.000 binanın yıkılması ve geriye kalan 150.000’den fazla binanın hasar görmesi, sigorta şirketleri, belediyeler ve ev sahipleri arasında geriye kalan binaların hasar tespitine ilişkin anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu tür sorunların sigorta ihtilaflarını önemli ölçüde artırması beklenmektedir. Ayrıca, Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik koşulları nedeniyle, bina maliyetleri hala önemli ölçüde artmaktadır ve birçok binanın yeniden inşası henüz başlamadığından, ödenecek tazminatlar çok yetersiz olacaktır. Bu durum sigortalılar ve sigortacılar arasında bir anlaşmazlık noktası olacak ve fazla hasar taleplerine yol açabilecektir.
Kahramanmaraş depreminin sigortacılık alanındaki etkilerine ilişkin herhangi bir örnek vaka bulunmamaktadır.
7.4 Sigorta Teminatının Kapsamı ve Risk Durumu
Kahramanmaraş depreminden sonra sigortanın gerekliliği ve önemi konusunda farkındalık yeniden artmıştır. Bu nedenle depremden bu yana yaptırılan sigorta poliçesi tutarı rekor kırmış olup, talebin gelecek yıllarda da devam etmesi beklenmektedir. Dolayısıyla sigortacıların prim gelirlerinin de artması beklenmektedir.
- Ortaya Çıkan Riskler
8.1 ÇSY’nin Sigorta Risklerinin Üstlenilmesi ve Dava Edilmesi Üzerindeki Etkisi
Yazarlar, iklim değişikliği olaylarının bir sonucu olarak ülkedeki sigorta risklerinin sigortalanması ve dava edilmesinde belirli bir değişiklik fark etmemişlerdir.
8.2 Veri Koruma Kanunları
Veri koruma ve gizlilik, esas olarak 24 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile düzenlenmektedir. Bu nispeten yeni kanun, sigortacılar üzerinde risklerin değerlendirilmesi ve sigortalama aşamasında gerekli belgelerin toplanması açısından bir etki yaratmıştır. Ayrıca, sigortacıların hasar değerlendirme ve ödeme hızı, kişisel verileri hızlı bir şekilde elde etme becerilerine bağlı olarak değişmiştir.
Buna ek olarak, veri koruma kanununun ana etkisi, sigortacıların halefiyet aşamasında gerekli bilgi ve belgeleri elde etmelerini, halef olunacak kişi / tüzel kişiliğe ilişkin bilgileri elde etmelerini zorlaştırmak olmuştur.
Ancak bu etkilere rağmen, sigortacılar Kişisel Verilerin İşlenmesi Kanunu’na uyum sağlamış ve iç işleyişlerini buna göre düzenlemişlerdir.
- Önemli Mevzuat ve Düzenleyici Gelişmeler
9.1 Sigorta Teminatını ve Sigorta Davalarını Etkileyen Gelişmeler
Anayasa Mahkemesi’nin Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (MTSS) Genel Şartlarını İptal Etmesi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılında 197.261’i ölümlü ve yaralanmalı olmak üzere toplam 1.232.957 trafik kazası meydana geldiğini ve bu kazalarda toplam 5.229 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Türkiye’de MÖHUK’un oldukça tartışmalı bir politika olduğu ve MÖHUK’un dava sisteminde pek çok ihtilafa yol açtığı tahmin edilebilir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, üçüncü taraflara ödenecek tazminatı MÖHUK Genel Şartları ile düzenlemeye çalışmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi, 10 Haziran 2020 tarihli ve daha sonra 29 Aralık 2022 tarihli kararlarında, kısaca, üçüncü tarafın tazminatının Genel Şartlar ile belirlenemeyeceğine; çerçevenin kanunlar hiyerarşisine göre Borçlar Kanunu ile düzenlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin bu kararları ile sigortacıların MKK’da beklenen riski %20-30 oranında artmıştır.
Kahramanmaraş Depremine İlişkin Mevzuat Değişiklikleri
Sigortacılar son dönemde en çok Kahramanmaraş depreminden ve bu felaketle ilgili mevzuat değişikliklerinden etkilenmiştir. Depremin sigorta sektörüne verdiği zararın 5 milyar ABD doları olduğu tahmin edilmektedir. Depremin meydana gelmesinin ardından Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çeşitli tarihlerde 20’ye yakın Genelge ve Duyuru yayımlanmıştır.
Bu açıklamaların en önemlilerinden biri, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Zorunlu Deprem Sigortası’ndan yapılacak avans ödemelerinin belirlenmesine ilişkin olanıdır. Buna göre depremde hasar gören binalar yıkık/ağır hasarlı, orta hasarlı ve az hasarlı olarak kategorize edilmiş ve avans ödemeleri oransal olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, depremden zarar gören on il için prim tahsilatlarının ertelendiğini duyurmuştur. Bu da sigortacıların gelirlerini etkileyen bir diğer önemli konudur.
Son olarak, depremden sonra, depremin vurduğu on ilde dava süreçleri dört ay boyunca askıya alınmış, bu da sigortacıların rücu tahsilatlarını azaltmıştır.
Her açıdan Türkiye’de sigorta sektörünü derinden etkileyen bu felaket, sigortanın gerekliliğini ve önemini bir kez daha gündeme getirmiştir. Bu nedenle depremden sonra yaptırılan sigorta poliçesi sayısı rekor kırmıştır. Bu talebin gelecek yıllarda da devam etmesi beklenmektedir. Dolayısıyla sigortacıların prim gelirlerinin de artması beklenmektedir.
