Skip to content

Türkiye’de Konkordato Mekanizmasına İlişkin Önemli Değişiklik

İlgili Alan

İlgili Kişiler

Paylaş

İflas erteleme, 31 Temmuz 2016 tarihli ve 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. Maddesi uyarınca, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin ardından Türkiye’de olağanüstü hal düzenlemeleri kapsamında yer alan bir husus olarak Türk mevzuatından çıkarılmıştır.

15 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de İcra ve İflas Kanunu’nda (“Değişiklik Kanunu”) değişiklik yapan ve “konkordato” mekanizmasını büyük ölçüde değiştiren kaygı verici bir yasa tasarısı  yayımlandı.

Teorik olarak, önceki konkordato mekanizması, borçluların ödemelerini mahkeme gözetiminde askıya almak için borçlu ve alacaklıları arasında imzalanacak bir anlaşmaydı. Amaç, borçluyu (A) dava açmak, (B) veya bir alacak tahsil prosedürü başlatmak, (C) üçüncü taraflardan alacaklarına ve/veya varlıklarına ve mülklerine el koymak, (D) varlıkların ve/veya mülklerin açık artırma yoluyla satışı vb. gibi olası yasal işlemlerden korumak ve ödemeleri askıya almak ve olası iflasa yönelmemekti.

Önceki mevzuat bu anlaşmanın geçerliliğini alacaklıların onayına bağlıyordu. Oysa gerçekte borçlu, borçlarını ödeyecek mali durumda bulunmayan ve büyük olasılıkla borçlarını çoktan askıya almış kişidir. Öte yandan, alacaklıların ise vadesi geçmiş alacakları mevcuttur ve bunları tahsil etmeye çalışırlar. Bu tipik bir “uyuşmazlık” tanımı olduğundan, çoğu zaman alacaklılar ve borçlular konkordatonun tasdiki konusunda herhangi bir anlaşmaya varamamıştır. Bu durum da konkordatonun Türkiye’de neredeyse terk edilmiş bir hukuki mekanizma haline gelmesine yol açmıştır.

Değişiklik Kanunu ile alacaklının konkordato talebini onaylaması yasal bir zorunluluk olmaktan çıkarılmıştır. Usulüne uygun olarak konkordato başvurusunda bulunan her borçluya önemli hukuki korumalar sağlanmıştır.

Konkordato başvurusu kapsamında sağlanan yasal korumaların tam listesini aşağıda bulabilirsiniz:

  1. Teminatsız borçlar (kamu borçları dahil) için alacaklılar tarafından borçluya karşı hiçbir icra takibi başlatılamaz,
  2. Usulüne uygun konkordato ibrazından önce başlatılan her türlü icra takibi (kamu borçları dahil) durdurulur ve başkaca hiçbir hukuki işlem yapılamaz,
  3. Teminatlı borçlar için icra takipleri alacaklılar tarafından başlatılabilir ancak açık artırma yapılamaz,
  4. Herhangi bir ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz uygulanamaz,
  5. Onaylanan konkordato projeleri için faiz tahakkuk ettirilemez,
  6. Alacağın temliki, konkordatonun tasdikinden önce yapılmış ve fakat konkordato içinde doğmuş olduğu sürece hükümsüz sayılır,
  7. Borçlunun mallarını ve/veya varlıklarını tasfiye etmek amacıyla hiçbir şekilde yasal açık artırma yapılamaz,
  8. Konkordatoyu fesih nedeni olarak öngören sözleşme hükümleri uygulanamaz,
  9. Konkordatonun amacına hizmet edecek diğer her türlü hukuki tedbir ve koruma alınabilir,
  10. Borçlu, konkordatonun başlangıcından itibaren rehin veremez, üçüncü kişilerin borçlarına kefil olamaz, ticari işletmesinin bir kısmını veya tamamını devredemez, ticari mallarının çoğunluğunu satamaz, önemli miktarda bağışta bulunamaz.

Söz konusu yasal koruma süreleri (A) geçici mühlet aşaması, (B) kesin mühlet aşaması ve (C) genişletilmiş yasal koruma aşamaları olmak üzere üç farklı aşamaya ayrılmıştır ve en fazla 29 aya kadar sürebilmektedir.

Konkordatonun, borçlulara tek taraflı bir başvuruya dayalı olarak önemli yasal korumalar sağlayacak bir mekanizma haline geldiği göz önünde bulundurulduğunda, bunun yakın gelecekte Türkiye ekonomisi üzerinde büyük bir etkisi olması beklenmektedir.